Saksıya kaşık ekelim...

      Kullanmadığınız bir saksıdan mutfağınız için dekoratif bir çözümü nasıl yaratırsınız? Yıpranmış ve tozlanmış eski bir toprak saksıyı iyice temizleyin. Deniz kenarından toplayabileceğiniz deniz kabuklarını ya da beyaz çakıl taşlarını saksıya yapıştırın. Tutkal yerine sıcak silikan kullanarak daha sağlıklı bir sonuç elde edebilirsiniz.
     
Kaynak: sitelermobilyasi.com

Mum yak keyfine bak...

      Artık mumlara biçimleri, kokuları ve renkleriyle sadece bir aksesuvar olarak bakılmıyor. İnsan psikolojisini etkilediğine dair cidde iddialar var. Bunları bilmek ister misiniz?
     
Yeşil mum: Hareketin ve verimliliğin sembolü olarak görülüyor ve vücut-beyin enerjisini dengelediği söyleniyor. Doğa tutkusunu arttırdığı da iddialar arasında.

Mavi mum: Renk uzmanlarına göre algı yeteneklerimizin uyanmasına ve içsel yeteneklerimizin farkına varmamıza yardımcı olan en etkili mum.

Beyaz mum: Saflığın ve gücün sembolü olarak kabul ediliyor. Ayrıca birlikte yandığı diğer mumların da etkilerini artırıyor. Beyaz bir mum duman çıkarıyorsa, çevredeki negatif düşünce ve etkileri yok ettiği söyleniyor. Eğer duman bir süre sonra kesiliyorsa, o bölge her çeşit olumsuzluktan arınmış sayılıyor.

Siyah mum: En güçlü ve koruyucu mumlar olarak kabul ediliyor. Pek çok dinde, ayin ve törenlerde siyah mumun kullanılması buna bağlanıyor. Uzmanlar, aşırı kullanımın depresyona yol açabileceğini iddia ediyor. Bu yüzden önerileri, siyah mumun, beyaz renkli mumlarla bir arada kullanılması.

Kırmızı mum: Bu yorumu yapmak için aslında uzman olmaya hiç gerek yok. Kırmızı aşk ve romantizmin sembolü olduğuna göre, kırmızı mumlar da aynı etkiyi yaratacaktır. Nitekim uzmanlarda aynı şeyi söylüyor.

Pembe mum: Sevginin ve başarının sembolü olarak bakılıyor. Onurlu, bilinçli ve saf bir hayatın özellikleri pembe mumlarda toplandığı söyleniyor.

Turuncu mum: Neşeyi ve yaratıcılığı artırdığı iddia ediliyor. Sonucunu görmek için ders çalışırken, çalışma masanızda turuncu mum yakarak küçük bir deney yapabilirsiniz.

Gri ve gümüş rengi mum: Açıklığın ve şeffaflığın sembolü olarak görülüyor. İçinde gizli kalmış yetenekleri ortaya çıkarmak isteyen kişilere, çalışma esnasında bu mumlardan yararlanmaları tavsiye ediliyor.

Kahverengi mum: Bu mumlar tarafsız, nötr özellikler taşıyor. Kısacası negatif veya pozitif bir etkisi olduğundan söz edilmiyor.

Mor ve eflatun mum: Bu renk mumların kişide başarı ve arzularını harekete geçirdiği ifade ediliyor.

Masa üstündeki şıklık...

      Özenle hazırlanmış olan bir masada başrolleri sıkı bir şekilde kolalanıp dekoratif olarak katlanan peçeteler oynar. Burada en büyük yardımcı buharlı bir ütüdür. Dost ve akrabalarınıza vermek istediğiniz davetlerde becerinizi konuşturmak istiyorsanız, masa üstüne yerleştirdiğiniz dekoratif çiçeklerden sonra ilginç şekillerde katlamış olduğunuz peçetelerle maharetinizi konuşturabilirsiniz.
     
     Bunun için önce kullanacağınız peçetelerin ebatları katlayacağınız şekil için yeterli olmalıdır. Piyasada bulunan kağıt peçeteler yapacağımız bu işlemler için çok küçük.
     
     Bu uygulama için mümkün olduğunca kumaş peçete kullanın. İkinci önemli nokta yapacağınız her katlamadan sonra kat izlerini buharlı ütü ile belli edin ki uzun süreli kullanılabilsin.
     
Tavuskuşu şeklinde katlanmış peçeteler:

  • 35cm. x 35cm. büyüklüğünde sıkı şıkı bir şekilde kolalanmış olan peçeteyi düz olarak serin. Akordeon biçiminde 6-7 defa katlayın.
  • Katlanmış olan peçetenin tam ortasını sıkı tutup çatalın dişleri arasına yerleştirin ki peçete açıldığında ayakta durabilsin.
  • Çatalın dişleri yardımı ile ayakta duran peçetenin iki kanadını açın ve Tavuskuşu biçiminde sabitleyin.

    Not: Peçetenin katlanmış halde kalması için mutlaka kolalayıp buharlı ütü ile kat izlerini verin.
  • Anılara açılan pencere

          Geçmişe dair keyifli anlarımızı, uzaktaki sevdiklerimizi hatırlamak için fotoğraflarına bakarız çoğu zaman. Evimizin en özel köşelerini ayırdığımız bu fotoğrafları yerleştireceğimiz çerçeveleri de özenle seçmek gerekiyor.
         
         Bir evin dekorasyonunda dikkat çeken en önemli dekoratif aksesuarlardan biri fotoğraf çerçeveleri şüphesiz. Düşünsenize hayatımız boyuncu yüzlerce belki de binlerce fotoğraf çekiyoruz. Ancak içlerinden bazıları bizim için çok daha özel oluyor. İşte bu en mutlu ve en özel anlarımızın hep göz önünde olmasını istiyoruz. Tabii bu özel kareleri yerleştireceğimiz çerçeveleri de büyük özenle seçiyoruz.
         
         Dekoratif aksesuar konusunda ürünler sunan firmalarda pek çok çerçeve modeli bulmak mümkün. Geçmiş yıllardaki klasik dikdörtgen gümüş çerçeveler hala ağırlığını korurken, şimdi taşlı, işlemeli, ahşap oymalı, yuvarlak, elips, kare gibi şekilli sıradışı modeller de bulunuyor.

    Miğferden tabak, kavuktan vazo

    Miğferden servis tabağı kavuktan vazo yaptılar, lületaşını bakır küplerin tepesine kondurdular...
          Bir zamanlar lületaşı denince aklımıza iki şey gelirdi. Pipo ve Eskişehir. Tespih, kolye gibi istisnai girişimleri saymazsak lületaşından başka bir şey yapmak bugüne kadar kimselerin aklına gelmedi. Türk kültürünü tasarlamak amacıyla kurulan marka Hiref, lületaşından bambaşka şeyler yapmayı akıl etti.
         
         Ebru Çerezci ve Güvenç Kılıç, dördüncü koleksiyonlarında lületaşına ağırlık verdi. Koleksiyonda Osmanlı’ya ait kavuk ve miğfer formları da dikkat çekiyor. Ebru Çerezci ve Güvenç Kılıç’ın Türk kültürünü tasarlamak, Türk el sanatlarını diriltmek amaçlı kurduğu marka Hiref, dördüncü koleksiyonunu piyasaya çıkardı. Geleneksel ile modern arasında köprü olan Hiref, ismini Osmanlı dönemindeki zanaat örgütü Ehl-i Hiref’den alıyor. Logosu da hilal şeklinde.
         
         2003’te kurulan markanın ilk koleksiyonu sayesinde Beykoz cam sanatı dirildi. İkinci koleksiyonuyla Kastamonu ahşap oymacılığı yeni bir ivme kazandı. Ergün Gündüz’ün harem kadınlarını resmettiği üçüncü koleksiyonu "Harem", porselen sektörüne taze bir kan getirdi. Şimdi sıra Eskişehir’in lületaşına geldi.
         
         Tasarımcı Ebru Çerezci, lületaşını nasıl fark ettiğini şöyle anlatıyor: "Her koleksiyonda olduğu gibi bu koleksiyonda da Anadolu’ya özgü bir el sanatını, çağdaş bir formla dünyayla paylaşmak istiyordum. Araştırmalarım sonucunda lületaşı karşıma çıktı. Çok kıymetli bir taş. Dünyada sadece Eskişehir’de çıkıyor. Yerin yedi kat dibinden uzun proseslerden geçirilerek çıkarılıyor. Ayrıca yaşayan bir madde. Hava ile temas ettikçe rengi değişiyor. Farklı tonları ortaya çıkıyor. Bu da lületaşının değerini daha da artırıyor."
         
    Antep'in Küpleri
          Güvenç Kılıç, lületaşını bakır küplerle birlikte kullandıklarını söylüyor. Küplerin Türk kültüründeki anlamına da değinmeden geçmiyor: "Özellikle Anadolu için küp çok önemli bir form. Kimi kız istemeye giderken içini altınla doldurur, kimi pirinç koyar. O küpler kırılır. Onun da bir anlamı vardır. Biz küplerin tepesine lüle taşından hilal yaptık. Biliyorsunuz hilal bizim logomuz. Küpleri Antep’te yaptırıyoruz."
         
         Dördüncü koleksiyon 26 parçadan oluşuyor. Lületaşının dışında farklı ürün gurupları da var. Bunların içinde en göze çarpanı kavuklar. Osmanlı kavuğunu cam bir formda üretip, vazo yapmışlar. Üç ayrı boyu var. Selçuklu motiflerine ağırlık vermişler. Tabakları ve vazoları bu motiflerle işlemişler.
         
    El Sanatları tanıtan katalog
          Hiref’in dördüncü koleksiyonuyla birlikte ürün adedi 130 parçaya ulaşmış. Bütün koleksiyonlar hali hazırda satışta. Türkiye’de tüm Beymen mağazalarında ve yurtdışında Dubai, Kuveyt, Amerika, Yunanistan, Ürdün gibi ülkelerde satılıyor. Paketlenirken kutulara ürün hangi el sanatıyla üretiliyorsa onu tanıtan minik kataloglar da konuluyor.